Advert
Advert
Advert
Adalet Hürriyetin Kilitidir
GÖKAY SARIKAYA

Adalet Hürriyetin Kilitidir

Bu içerik 221 kez okundu.
Advert

15 Temmuz kanlı darbe teşebbüsünü Türk Silahlı Kuvvetleri’ni bir avuç uzaktan kumandalı cuntacılara teslim etmeyen şerefli Türk askerlerinin mazisine yaraşır şanlı duruşu, iradesine kanı ve canı pahasına sahip çıkan milletin destansı azmi, başta Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan olmak üzere, Başbakan Binali Yıldırım, Ana Muhalefet Lideri, MHP Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli Bey ve bütün siyasilerimizin milletten aldığı vekaleti yalnızca ona teslim edeceği duygusundan mürekkep bir milli duruşun kudreti ile topyekun milletin azim ve kararlılığı imha etmiştir. Yani Türkiye Cumhuriyeti ve Türk siyasi tarihinde ilk kez sinesine döşenen dinamiti millet kendi elleriyle etkisizleştirmiştir.

 

Bu alçak darbe girişiminden sonra darbeye dair gazetecilik bakışının dışında birçok akademik perspektiften darbe giden yoldaki dinamik açıklanmak istendi. Birçok uluslararası ilişkiler uzmanı darbe teşebbüsü ile dış mihraklar arasında doğru-yanlış tespitler yaptı, siyaset bilimciler laik devlet yapısını gündeme getirdi. Laiklik ilkesinin tekrar altını çizerek Türk siyasal tarihi için yeni paradigmaların işaret fişeklerini attılar. Ama bir şeyler eksik kalıyordu. Hatta doğru dürüst darbe teşebbüsüne yol açan yoldaki en büyük ana damara hiç kimse temas bile etmiyordu. Ta ki,  28/08/2016 tarihli HSYK kararına kadar. HSYK, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü’nün darbe yoluna giden süreçte adaleti nasıl bir araç olarak kullandığını üstüne basa basa haykırmış bu kez. Şöyle diyor HSYK kararında:

“Yaklaşık yarım asırdır Türkiye'nin sosyo-politik gündeminde sözde dini referanslar üzerinden kendisine toplumsal ve kamusal bir varlık ve meşruiyet zemini inşa eden, sosyolojik bünyesi itibariyle sıkı bir cemaatsel dokuya sahip olan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü, müntesiplerini ilgili yapıya tümden sadakat ilkesi çerçevesinde doktrine etmiş, yapı mensuplarının ahlâk ve hukuk dışı her türlü eylemlerini mübah görmüştür. Mistik bir otoriteye (mehdîlik) inanmışlıkla, yandaşları için merkezi sınavlarda soru çalma, masumiyet karinesini çiğneyerek, haklarındaki suçlamayı dahi bildirmeden insanları yıllarca ceza infaz kurumunda tutarak hürriyetlerini kısıtlama şeklindeki eylemlerinde olduğu gibi kişi haklarını pervasız biçimde ihlal etme, kayırma, yalan söyleme, delil uydurma, iftirada bulunma gibi ahlâk ve hukuk dışılıkları gerçekleştirmekte ve hedefleri uğruna suç işlemekte herhangi bir beis görmemişlerdir.

 

                              

FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yargı üzerinden gerçekleştirdiği usulsüz yargılama işlemleri ile yaptığı haksızlıklara "yargının kararı" veya "takdiri" denilerek karşı çıkılmasının engellendiği, operasyonlar karşısında "bağımsız yargı, inceleyip karar versin" denilerek haksızlığa meşruluk kılıfı sağlandığı, yıllarca süren yargılamalar sonucunda gerçeğin ortaya çıkması halinde bile kimsenin yargı eliyle işlenen haksızlığın peşine düşmediği, silahlı terör örgütünün, yargının ne kadar büyük bir güç olduğunu, yargıyı etkili ve operasyonel şekilde kullanmak suretiyle yapılamayacak hiçbir şey olmadığını ve her şeyin sınırsızca yapılabileceğini gördüğü, özel yetkili mahkemelerin, örgütün elinde tüm toplumu dizayn edecek bir silaha dönüştüğü tespiti Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunun 24/08/2016 tarihli kararında açıkça belirtilmiştir.”

 

Şimdi diyebilirsiniz ki ‘Kardeşim, ne var bunda?! Devletin bütün kurumlarına sirayet etmiş bir mikrop elbette ki yargıya da bulaşacaktır.’ Lakin aklınıza Hz. Ömer’in (r.a) “Camiyi yık, adaleti yıkma” sözü geldiğinde bu fikrinize dair soru işaretlerine gebe kalacağınızı biliyoruz. Peki, biz neden adalet kavramına bu kadar önem veriyoruz? Yek-millet kabul ettiğimiz darbeye dair yargılardan birisi ‘Bu bir işgal girişimidir. Hürriyetimize değen mahrem elidir.’ Bu yargıdan sonra Romalıların “Adalet, özgürlüğün bekçisidir.” Özdeyişi aklınıza geliyorsa denklem yavaş yavaş kurulmaya başlıyor. Çünkü kararda da altı çizilen hususlardan birisi adaletin çiğnenerek nasıl hürriyetimize uzanan darbe teşebbüsüne hazırlık yapıldığıdır.

 

Hz. Muhammed (sav) “Bir gün adaletle muamelede bulunmak, altmış yıllık ibadetten üstündür.” Vecizesinden ilham alan İslam inancından, nasıl da sözde İslam adına adalete holokost düzenleyen bir örgütün varlığına devindiğimize dair uzun uzun düşünmeliyiz. Çünkü aksiyolojide (değerler kuramı) yaşadığımız zihinsel heyelan olmasaydı, belki de bu terör örgütü bu kadar güçlenemeyecekti.  Darbecilere karşı nasıl tankların önüne dikildiysek; bu kez de adalet mekanizmalarını Müslüman-Türk milletine zulmetmek için kullanan darbeci zihniyete karşı, “Kötüler köpr’olsa üstünden geçmem/ Taşkın suya boğdururum kendimi” diyen şair misali iyilik ve adalet değerlerine sarılarak mücadele etmeliyiz.  

 

Unutmayın! Adalet yoksa özgürlük yok, esaret var! Müslüman esir olmaz! İslam’ın adalet mefhumuna verdiği değeri şanlı ecdadımız gibi gökkubbe altında hür yurtların güvercinlerine buğday saçarcasına kavuşturacağımız günlere kavuşmak ümidiyle…

 

                                                           Av. Sedat Yılmaz& Gökay Sarıkaya

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
SÜRÜCÜLER BU HABERE DİKKAT OTOBANDA HAYAT DURDU
SÜRÜCÜLER BU HABERE DİKKAT OTOBANDA HAYAT DURDU
HARUN KOLÇAK VEFAT ETTİ
HARUN KOLÇAK VEFAT ETTİ

istanbul escort antalya escort travesti ankara escort ankara escort porno ankara escort bayan