Advert
Advert
Advert
İYİ Kİ DOĞDUN SEVDAMIZ!
GÖKAY SARIKAYA

İYİ Kİ DOĞDUN SEVDAMIZ!

Bu içerik 810 kez okundu.
Advert
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, temellerini Selçuklu ve Osmanlı medeniyetine dayanan, özellikle Osmanlı'da Tanzimat Dönemi ile fikri taşların oturduğu bir sürecin sonunda
kurucu felsefesini oluşturmuştur. Kimilerine göre tamamen ithal fikirlere dayandığı iddia edilen Cumhuriyet rejimi ve genç Türk Devleti aslında diğer milletlerden etkilenmiş 
olsada kurucu felsefesini Türk milliyetçiliği ekseninde bulmuştur. Sancılı kuruluş dönemimizin eli kalem ve kılıca aşina kahramanları Gazi Mustafa Kemal Paşa, Mareşal
Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir tekrar zahmetle hatırlandığında o pırıl pırıl, göz kamaştıran kutlu felsefe tüm berraklığıyla gözlerimizi kamaştıracaktır. 
 
Genç Cumhuriyet'in ilk yıllarında felsefenin idrakine varmış kadrolar ve devletine, bürokratına güven ve desteğini esirgemeyen yüce milletimizle yüzyıllara sığacak 
çalışmalar, çok kısa sürede büyük adımlarla başarılmış, bütün dünya milletlerinin ilgisini çekmiş, hayranlığını kazanmıştır. Ne yazıkki, daha sonra 
kurucu felsefeyi tahayyül edemeyecek, bir kısmının şahsi hırsları için dahili hain olmayı kabul edebilecek şahısların devlet kadrolarını ele geçirmesi Cumhuriyet destanının
aydınlık geleceğine gecenin acı perdesini indirmiştir. Kurucu felsefeyi anlayamayan, anlayanların özümsemek istemediği bu yapılar, kimi zaman komünistlerin kimi zaman
kapitalistlerin kurduğu oyunun yerli figürleri oldular. Öyle vahşet dolu anılar yaşandıki, memleket için kara bir leke olarak kaldı. 1944 yılında kurucu felsefe Türk
milliyetçiliğini savunan gençlerin tabutluk adı verilen işkence hanelerde vatan zikri çekerek eziyet görmeleri ilk ve en amansızlarındandı. Sol olarak tanımlanan kadroların 
bu eziyetlerine bir ümit diye bakılan sağ gelincede yaşanan acılar değişmedi. Bu kez Cumhuriyetin kurulmasında en büyük sorumlulukları üstlenen Türk milliyetçiliği fikriyatını
yapısında bayraklaştıran Türk subayları her gün itibarsızlaştırıldı. Böyle böyle bu ilke bir darbe gördü. Darbenin üzerine kurulan hükümetler yine kurucu felsefeden uzaktı.
 
Kutlu Cumhuriyet yürüyüşüne kara bir perde olarak düşen bu hazin yılların acısına son vermek için bir ses yükseldi. Bulanmış suyun içinden bir kevser suyu
gibi berrak, millet kaynağının öz suyuydu hemde. Binlerce vatansever gencin heyecanının, milli olmanı vasfını kaybetmemiş bir avuç insanın haykırdığı bir 
sesti. Duyabilenler için yüreklerde yaşattığı heyecan hala ilk günkü gibi taze. O ses, 1969 yılında millete aşkını ve onun kutlu geleceğini haykıran Alparslan Türkeş'in sesiydi.
8-9 Şubat tarihinde Adana'da yapılan kongre ile CKMP'nin adı Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirildi. Sembolü bozkurt mu, üç hilal mi olsun denilirken, Türkeş'in
desteğiyle üç hilal oldu. Çünkü MHP 'fena fi'ddevle' yani kendini aşıp devletle bütünleşmenin sevdasını ve ülküsünü taşıyordu. MHP'nin tahayyülünde yatan Cumhuriyet ise
Osmanlı'nın Türk milleti tarafından yeniden revize edilerek ateşi harlanmış, prangalarından kurtulmuş haliydi. Ve MHP adı, üç hilal simgesi, Türkeş genel başkanlığı ile
yeni bir parti doğdu. Karanlık Türk siyasi günlerinde, bir ay gibi belirdi ve partiye gönül veren her bir bozkurt ve asena birer yıldız gibi memleketi aydınlatma
aşkıyla yola koyuldu. Türkeş'in parolası ilk günden belliydi: Millete sevgi, millete hizmet, Allah rızası... 
 
Kutlu yürüyüş 8-9 Şubat'ta başladı. Siyasi arenada mücadele çetindi. Bütün oyunlar, iftiralar, yalan haberler, karikatürler Türkeş ve onun milli partisi MHP üzerinde 
kurgulanıyordu. Çünkü herkes farkındaydı MHP bir yana, diğer siyasi partiler bir yana. Ülkeye dair her konuda bütün siyasi partiler ithal fikirler sunarken, Türkeş
kurucu felsefe ve bu felsefeye dayanan tek yerli fikir olan Dokuz Işık'ı savunuyordu. Bu ise kendini dış odaklara menzilleyen diğer yapıları rahatsız ediyordu. Türkeş'in
siyasal arenadaki ağırlığını azaltmak için, partiye gönül vermiş, dava ve milletine hizmet aşkı taşıyan gençler ince birer dal gibi kırılıyor, her gün ay-yıldıza sarılı
başka bir tabutu omuzlamak ülküdaşlık borcu oluyordu. Ama ne Türkeş ne Taşer ne de yüzbinleri aşan gençlik yılmıyor, yeise kapılmıyor Allah rızasına dayanan millet aşkının
gereklerini yapıyorlardı. Parti gün geldi tek milletvekili, üç milletvekili vardı. Ama bir siyasi parti grubu olmadığından dahi hükümet ortağı olmayı başarıp, bir siyasi
parti grubundan daha çok ağırlık göstermeye muzaffer oldu. O çileli mücadeleler ile Türk devletinin bekası için millet adına çok şeyler yaptı. MHP hala var. Şuan daha güçlü.
Siyasi parti ömürlerinin ortalama on yıl olduğu Türkiye'de durmadan büyüyen, etkinleşen, kadrolaşan bir MHP var. Bugün bayrak Türkeş'in selefi ve evladı Bilge Lider Türkmen Beyi Devlet Bahçeli Bey'de.
Ve Devlet Bey'den sonrası da olacak.  Yaşanan darbeler, çekilen eziyetler unutulmadan, umutlar hep daha da sulanmış bir çelik Ülkücü Hareket'te.Türkiye'nin sigortası
olmanın bilinci ile ilk günden beri ülke politakalarına dahil olan Milliyetçi Hareket bu görevini unutmuyor ve umut olmaya devam ediyor.
 
Bir sevdanın beşiği... Gönllerde yanan vatan aşkının, kutlu dava ülküsünün otağı Milliyetçi Hareket. Çileye selam eden, cefayı aşk ile omuzlayan çılgın Türkler'in evi, bozkurtların
gönüllerine kutlu dergah olarak kazınmış emanet Milliyetçi Hareket. Mücadele hep Kızıl Elma'ya. Kızıl Elması var olan Türk milletinin yıkılmaz alayı Milliyetçi Hareketi'de var olacak.
O var olsun diye ilk gününden bugününe, kalem tutmuş, mermi göğüslemiş, bayrak asmış, köşe bucak gezmiş, Milliyetçi- ülkücü Hareketin kutlu sesini durmadan haykırmış her bir ülkücüden
Allah gani gani razı olsun. Bu vesile ile 8-9 Şubat'ta kurulan Milliyetçi Hareket Partisi'nin değerini bir kez daha anımsatmak isterim. İyi ki doğdun Milliyetçi Hareket Partisi!
 
Bir başka yazıda görüşmek ümidiyle, selam ve dua...
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
DERMAN ENGELLERİ AŞIYOR!
DERMAN ENGELLERİ AŞIYOR!
‘’İNCİRLİK KAPATILSIN’’
‘’İNCİRLİK KAPATILSIN’’

istanbul escort antalya escort travesti ankara escort ankara escort porno ankara escort bayan