Advert
Advert
FIRAT'A AKADEMİDEN VEFA!
GÖKAY SARIKAYA

FIRAT'A AKADEMİDEN VEFA!

Bu içerik 798 kez okundu.
Advert
Türkiye'de üniversiteler denince akla ilk gelen ne yazık ki, haber kanallarının 'karşıt görüşlü öğrenciler' arasında diye belirttiği kavgalar geliyor. 
Malesef ülkemizde bir tuhaf haldir, akademik başarısı artan üniversitelerde bölücü faaliyetlerinde o oranda arttığını görüyoruz. Bu bir tesadüf mü? Ya da 
bölücü güruh mu çok zeki olduğu için bu üniversitelerde aktif? Bu cevapları iddia edenler beyni salata kıvamında olan bir avuç meselesiz karikatür tipleme insanlardır.
Bunun tek bir nedeni var: Üniversitelerde yıllardan beri kadrolaşan akademik bakışlı, kalem tutan teröristler zamanla üniversite yönetimini ele alarak
üniversitelerde adeta partizanlık ihtiraslarını tatmin ettiler. Bir çoğu olay çıkaran vandal, goşist, DHKP-C vs. tiplemeleri izlerken ellerini kar yapmış esnaf gibi
ovuşturarak ''işte bizim çocuklar!'' dediler.
 
Üniversitelerde bölücü akademik tiplemelerin yönetimi ele geçirmesinden muzdarip eğitim kırbacı yiyen vatansever öğrencilerin başına bir başka cenah daha gebe olunca
son yıllarda üniversitelerde vatansever, bayrak derdinde, eğitim meselesine kafa yoran öğrencilerin derdin bir kat daha arttı, sırtta ki kamçı izleri derinleşti.
Bu güruh diğerinden daha farklı bir yabancı ideolojiden beslenmişti. Oyunu bir başka oynuyordu. Kendisini siyasal İslamcı olarak nitelendirip, İslam'ın mukaddesi olan
vatan, bayrak gibi değerlere sahip çıkan öğrenciler hep sırt dönerek, her fırsatta çelme atarak bambaşka bir kanaldan üniversitelerde denge oluşturdular.
 
Bu günlere nasıl geldik? Siyasilerin hiç mi suçu yok? Yargıya da biraz taş atmak gerekmez mi? Üniversitelerde 80 öncesi avgalı, işgalli dönemde sürekli Türkeş'e yüklenen
gazeteler, bir kez 'Faşistler!' dediğinde bir gün sonra üç- dört öğrencinin öldüğü günlerde neden hiç Ecevit'i dillerine değdirmediler.Siyasiler hiçbir akademik kaygı 
gütmeksizin, orta sağın rantı için göz yumdular. Yargı anayasayı bir dekor olarak görerek bağımsızlığını unutup siyasetin vagonu gibi aynı duruşu sergilemekten
hiç ar etmedi. Bizim ağzını açar açmaz gazetecilik ve gazetecilerin erdemliliğnden dem vuran medyacılarımız haber değeri dışında hiç bir evrensel insanlık değerlerini,
milli menfaatlerini akıllarına dahi getirmediler.
 
Böylece bölücü akademik kadro istediği şekilde yönetimi aldı. Ardından 28 Şubat bir perdelik tiyatro gibi geldi geçti. Siyasal İslamcı cenah yönetimi tedricen ele almayı
başardı.Bu kadro daha sessiz, daha nazik bir duruş sergilerken, bir o kadar da yaptıkları işlemlerle idarenin en sert yüzü olmayı başardılar. Öyle bir davrandılar ki, 
aklıma şu geldi: Yüksek Öğretim Kurumu Rektörlerin görevi ile ilgili bilmediğimiz bir yönetmeliği mi var? Bu yönetmelikte şunlar mı yazıyor:
-Üniversitelerde vatansever öğrencilerin potansiyel varlığına bile müsaade edilmemeli,
-Üniversitede elinde TÜRK Bayrağı olan gençler her ahvalde en ağır müeyyidelerle başlarında acımasız bir yönetim çekicini hissetmeli,
-Kampüslerde, fakültelerde bölücülük propagandası yapan, her fırsatta devlete ve millete kin saçan ağzı köpüklü illegal yapılar üniversitenin asli organı gibi muhafaza edilmeli,
-Her hangi bir kavgada yaralanan, canını kaybeden vatansever ise üstü kapatılmaya çalışılıp, bölücü ise ekranlarda hümanist maskesi ile gerekli propaganda yapılmalı,
...
Bu maddeleri uzun uzudıya bir liste halinde sıralayabiliriz. Ancak böyle bir yönetmelik veya kanun olmadığını biliyoruz. Peki rektöründen, hocasına kadar bu güzergah 
üzere duruş sergileyen yetkililerle ilgili neden işlem yapılmıyor, hiçbir tepki gösterilmiyor?
 
Böyle bir durum üzere bir yandan bölücü kadro, bir yandan siyasal İslamcı kadronun preslemesi ile sıkışan vatansever öğrenciler adeta fazlalık muamelesi görüyor.
Yönetimin hep sıcak yüzü kendisine taş atanlar olurken, çatık kaşları hep vatanseverlere. Güzellemeleri hep mukaddes değerler üzerinden yapan bu yeni kadro, nedense
hep mukaddes değerler el uzatan bölücü yapıların sırtını ovuşturuyor. Adeta imdat çekici gibi her zor anlarında onları yanlarında oluyor, mağdur edebiyatlarının
figüranlığına soyunuyorlar. Mevzu bahis bizim beş parasız, dışlanmış vatansevdalası öğrencilere gelince 'ah ulan bir yanlışa düşseler' ya diyerek kınama, uzaklaştırma,
okuldan atma gibi bin bir kurnazlığın derdine düşüyorlar. Bir de bunların Konsey seçimi tutumları var. Ama onu bir başka yazımıza ayırıyoruz, Kocaeli'siyle, KTÜ'süyle.
 
Bunları neden mi klavyeye işleme derdine kapıldım. Fırat Çakıroğlu'un katili N. S.'nin okuldan atılma kararının kaldırıldığı ile ilgili haberler türedi. Sonra bu yalanlandı.
Gerçekten kararın kaldırıldığı falan yok. Hatta bu imkansız! Zira öyle bir karar zaten hiç alınmamış! Zaten bu kadrolarda böyle bir karar alınsa, duruş sergilense şaşırırdık!
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Gazi'li Vatansever     2017-05-07 Ağzına yüreğine sağlık güzel kardeşim benim, kalemini üç kuruşa satmayan, daima mazlumun ve gerçek vatanseverlerin yanında olmaya her daim devam edersin inşallah. Umarım koltuk peşinde koşan siyasiler de bir an önce kendilerine gelirler. Selametle...
KTÜ'lü     2017-05-06 Çok doğru yazmışsın kardeşim varol. Senin gibi vatan sevdalısı gençlerimiz oldukça ve var olmaya devam ettikçe bu milletin sırtı yere gelmez.
Hayati ceylan     2017-05-06 Ağzınıza yüreğinize sağlık gökay bey kardeşim
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
NAHİT YILMAZ'IN KTO AÇIKLAMASI
NAHİT YILMAZ'IN KTO AÇIKLAMASI
PARTİSİNDEN İSTİFA ETTİ
PARTİSİNDEN İSTİFA ETTİ

istanbul escort antalya escort travesti ankara escort ankara escort porno ankara escort bayan