Advert
Advert
BOŞANMANIN DEĞİŞMEYEN MAĞDURU ÇOCUKLAR
GÖKAY SARIKAYA

BOŞANMANIN DEĞİŞMEYEN MAĞDURU ÇOCUKLAR

Bu içerik 471 kez okundu.
Advert

Boşanma,  ölüm, gaiplik vs. gibi evliliği ortadan kaldıran hallerden biridir. İnsanlık tarihini teşkil eden en küçük ve en etkili kurum muhakkak ki, ailedir. Aile ise, iki karşı cinsin bir söz veya yazı ile akit ederek ortak hayat kararı almasıyla meydana gelmektedir.  Daha sonra çocuklarında katılması ile akdin tarafları artmaktadır. 

İnsanlar, tabiatları gereği elbette ki, her zaman doğru karar veremezler. Bu yüzden de, verdikleri kararları daha fazla zarar görmeden ortadan kaldırmak hakkına da sahiptirler. İnsanların yanlış kararlar verebilme, yanılma, gabin altında kalma sonucunda ortaya koydukları iradeleri bozma hakkı hakkaniyetli bir dünyanın da gereğidir elbette. Bu yanlıştan dönme durumu her konuda olduğu gibi evlilikte de mevcuttur. Birde evlilik akdine mecburi olarak taraf olan çocuklarında bu aile yapısından zarar görebilme durumu göz önüne alındığında kaçınılmazdır. İnsanlık tarihi var olduğundan beri evlilikler olduğuna göre, boşanmada var olmalıdır. 

Ortaçağ dönemi Kilise Hukuku ve günümüzde Vatikan ve Filipinler’de boşanmak insan haklarına aykırı bir şekilde yasaktır. Bunun dışındaki ülkelerde, boşanma hakkı tanınmıştır. Türkiye’de de İsviçre Medeni Kanunu’ndan iktisap edilen MK da boşanma hakkını tanımıştır. Hatta Medeni Kanunumuz boşanmaya evliliği sona erdiren diğer hallerin dışında genişçe yer vererek bu hakkı ve içeriğini önemsemiştir. (MK m.161-184) 

Belki de boşanma davaları sürecinde ve daha sonra boşanma kararı verilmesi halinde bu durumdan en çok etkilenen taraf çocuklardır. Zira çocuklar erginlere göre aile kurumuna daha çok ihtiyaç duymakta ve yokluğu halinde büyük bir psikolojik erozyon yaşamaktadırlar. Bu durumu göz önüne alan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu daha boşanma davasının açılmasından itibaren çocukların durumunu düzenleme yoluna gitmiştir. 

TMK m. 169:“Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince… çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen alır.” İfadesi ile henüz boşanma davasının açılmasından itibaren çocukların yaşamını korumaya çalışmıştır. Hakim, bu madde ışığında, çocukların yaş, psikoloji, maddi durum, hastalık gibi özelliklerini dikkate alarak hangi tarafta kalması gerektiği ve diğer tarafın iştirak nafakası olarak bu süreçte ne kadar çocuk masraflarına katılacağına hükmeder. Hakim isterse, çocuğu üçüncü bir tarafa verebilir. Karşı tarafları da durumları yoksa, iştirak nafakasından sorumlu tutmaktan imtina edebilir. 

Eğer ki, boşanma gerçekleşirse hakim çocukların velayetini kendi kanısına göre kararlaştırır. Velayetin verilmesinde, anne veya babadan hangisinin kusurlu olduğu, maddi imkanlar gibi sadece somut durumlar göz önüne alınmaz. Hakim<<çocuğun menfaatini en iyi kollayacak şekilde>>bir karar verir. Örneğin, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 6.3.1962 tarih ve 646/1497 sayılı kararında ananın zinası sabit olmasına rağmen çocukların anne ile yaşamasının daha sağlıklı olacağı fikrini taşıyarak velayeti anaya vermiştir. Başka mahkeme kararlarında ise çocukların anne- baba dışında akrabalara verildiği de görülmektedir. Burada hatırlanması gereken nokta: yalnızca çocuğun menfaati dikkate alınır. 

TMK m.323’e göre ana ve babadan her birine de vesayeti verilmeyen ve yanına bırakılmayan çocukla ilişki kurma hakkı tanınmıştır. Yine m.325’e göre ana ve baba dışında çocukla yakın ilişkisi olanlarında çocuk ile ilişki kurma hakkı vardır. Bu maddelerde çocuğun hayatında hiçbir ebeveyn ve yakın sevgi, şefkat ve eksikliğini hissetmemesi açısından çocuk ve diğer taraflar için önem arz etmektedir. Bu haklarda, yine hakimin uygun görmesi halinde taraflara tanınmaktadır. TMK m.324’ e göre eğer ki tarafların ilişki kurması çocuğa zarar veriyor, ahlakını kötü etkiliyor, velayet altında bulunan ebeveyn ile olan ilişkileri zedeliyor ya da benzer durumları oluşturuyorsa hakim görüşülmesine engel olabilir.   

Yine TMK m.182  göre velayet altında bulunmasa da ana ve baba durumu elverdiğince çocuğun eğitim, sağlık ve diğer giderlerine katkıda bulunmak zorundadır. Bu katkı miktarına ve ödeme şekline(irat veya nakit olduğuna) hakim durumun gereğine göre karar verir. 

2015 TÜİK verileri incelendiğinde giderek artan boşanma oranları bu özelliğini taşımaya devam etmektedir. 2015 yılında 591.742 evlenme olmuş iken 131 bin 830 boşanma gerçekleşmiştir. Boşanma davalarının giderek artması TMK’nın çocuklar ile ilgili hükümlerinin önemini arttırmaktadır. Boşanma davalarının taraflardan hangisi suçlu olursa olsun, değişmeyen esas mağdurları çocuklardır. Bu yüzden, çocukların boşanma hükümlerinde çıkar hiyeraşisinde en üste yerleştirilmesi yerinde ve kesinlikle uygulanması gerek bir durumdur. 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
''KORKU BİNASI'' YIKILDI!
''KORKU BİNASI'' YIKILDI!
YOĞUN MESAİ HAYAT KURTARDI!
YOĞUN MESAİ HAYAT KURTARDI!

istanbul escort antalya escort travesti ankara escort ankara escort porno ankara escort bayan